
Ezoterik -Ruhun- Astrolojisi
Risa D'Angeles
Mesih tek bir kiÅŸi deÄŸildir. Mesih, İsa deÄŸildir ve Mesih, İsa'nın soyadı da deÄŸildir. Mesih bir ilke ve birleÅŸtirme tutumudur. Mesih, amacı manyetik çekim süreci yoluyla büyük bir uyum baÅŸlatmak olan özel varlıklara verilen liderlik pozisyonunu (bir çeÅŸit görev tanımı) ifade eden bir kelimedir. Mesih, farklı ve zıt kutupları bütünleÅŸmiÅŸ bütünlük içinde harmanlayan enerji modelidir. İnsanlığın durumunda, birleÅŸtirilmesi gereken kutuplar Ruh (Baba, ilahi eril) ve maddedir (Anne, ilahi diÅŸil). Mesih, Ruh ve madde arasında yer alan ama her ikisini de içeren ışık noktası olan Ruh için kullanılan baÅŸka bir sözcüktür.
​
Mesih, içimizde çiçek açan, ilk önce kendimizden daha büyük bir ÅŸey için bir arayış ve bir özlem olarak hissedilen Yuva Yoludur. Daha sonra bu özlem aile, eÅŸ, doÄŸa, toplum, bilgi ve Tanrı sevgisine dönüÅŸür. Mesih arzulayan, peÅŸinden koÅŸan, ulaÅŸan, bulan ve sonunda aradığımız ÅŸeyle bütünleÅŸen ilkedir. Bu ilke Mesih prensibi, mavi, turuncu ve yeÅŸil elektriksel ateÅŸ akımlarını Büyükayı'daki Işın 2 adı verilen belirli bir yıldızla harmanlayan Sirius yıldızından kaynaklanır. Bu yıldız ışınından kozmik ateÅŸ gücü Balık burcuna nüfuz eder ve sonra GüneÅŸimize girer, burada kaynak enerji Dünya'ya düÅŸen manyetik ışık radyasyonlarına dönüÅŸür. Dünya'da Mesih tüm canlıların içindeki ilahi ateÅŸin noktasıdır. Bu iç ateÅŸin amacı Ruh'u (görünmeyen) maddeyle (görülen) birleÅŸtirmektir. DoÄŸada, bu Mesih ilkesi yaÅŸama kozmik ritmini verir ve bunun sonucu olarak da her zaman var olan, tutarlı bir yaÅŸam gücü ortaya çıkar. Ruh ile maddeyi birbirine baÄŸlayan bu yaÅŸam noktası, Ruh adı verilen saf, ışıltılı, uyumlu titreÅŸimdir.
Hizmet Bilimi
Önümüzdeki bin yılda üç yeni bilim dalı ortaya çıkacaktır. Bunlar:
​​
-
Kadim Bilgelik öÄŸretilerinin incelenmesi ve uygulanması yoluyla Zihin İlkesi Bilimi;
-
Ruh Bilimi ya da GökkuÅŸağı Köprüsü (antahkarana); Ruh ile madde arasında köprü kurma iÅŸinde Ruhu davet eden teknikler; ki bu zihnin içindeki bir noktada gerçekleÅŸir;
-
Zeki bir kalp ve sevgi dolu bir zihne dayanan Hizmet Bilimi. 2'nci ve 3'üncü bilimlerin aktivasyonu 1'inci bilimin temeline dayanmaktadır ve bu yeni bilimler günümüzün bireysel meditasyon uygulamalarının yerini alacaktır çünkü bu üç bilim artık sadece bireyin deÄŸil grubun geliÅŸimiyle ilgilenmektedir.​
​
Balık burcu Dünya Kurtarıcısı'nın burcu olduÄŸu için, ÅŸu anda Hizmet Bilimi'ne odaklanacağız. Dünya Kurtarıcısı kavramının açıklığa kavuÅŸturulması gerekmektedir. Dünya Kurtarıcısı bir birey deÄŸildir, ancak Dünya 2000 yıl önce GüneÅŸ'ten gelen varlık Mesih'in iÅŸini üstlenerek ve Dünya'yı cehaletin karanlığından kurtararak İnisiyasyon görevini yerine getirdiÄŸinde böyle bir Kurtarıcı deneyimlemiÅŸtir. Åžu anda bizim için Dünya Kurtarıcısı, her birimizin içinde bulunan ve bir gün kiÅŸiliÄŸimizi ele geçirerek bizi ruhani mirasımıza giden Yol'a geri yönlendirecek olan Ruh anlamına gelmektedir. Dünya hizmetkarı, ezoterik anlamda, Ruh anlamına gelir.
​​
Hizmet, Ruh temasının kendiliÄŸinden ortaya çıkan etkisidir. Ruh kiÅŸiliÄŸin enstrümanını (fiziksel beden, duygular, mantıksal zihin) kontrol etme görevine baÅŸladığında, bireyin içinde baÅŸkalarının yüklerini hafifletme, benzer düÅŸünen bireylerden oluÅŸan bir grup içinde çalışma ve dünyanın keder ve acısını özümseme dürtüsü, itici gücü oluÅŸur. Kalp merhametten etkilenir ve zihin insanlığa hizmet eden aktif bir iÅŸ yapmayı hayal etmeye baÅŸlar.
​​
Gerçek bir hizmetkârın üç özelliÄŸi vardır. Bunlar: KiÅŸinin eylemlerinde ve gruba karşı konuÅŸmalarında zararsızlık (burada ilk noktaya ulaşıldığında bireye karşı zararsızlığın zaten ustalaÅŸmış olacağı varsayılmaktadır); baÅŸkalarının kendi yollarıyla ve ellerinden gelenin en iyisiyle hizmet etmelerine izin verme istekliliÄŸi (hayatı yaÅŸamanın bir hizmet olduÄŸu bilgisi); ve yaÅŸamın iç alemlerinde saf titreÅŸimli birleÅŸtirici bir ses yaratan neÅŸelilik (ayrıştırıcı ve kopuk bir ses yaratan eleÅŸtirinin karşıtı).
​Hizmet iÅŸi geliÅŸtikçe, Spiritle ve Ruhla olan içsel temas derinleÅŸir ve zihin Ruhun yedi gökkuÅŸağı ışığıyla daha fazla aydınlanır. Bir güç kiÅŸiliÄŸin içinden akar ve hizmetkâra Yeni Dünya Hizmetkârları Grubunda güçlü bir grup üyesi olarak giderek daha fazla iÅŸbirliÄŸi yapabilmesi için vizyon ve güç verir. Gerçek ve gerçek olmayan ortaya çıkar ve bireyin yaÅŸamı sevgi ve ışık ışıltısıyla dolup taÅŸar ve ilahi kiÅŸiliksizlik olarak deneyimlenir. Sonunda, Evrim Planı açığa çıkar. Bu, sunucunun Bilinebilir Åžeylerin YaÄŸmur Bulutuna girdiÄŸini gösterir. İşte bu noktada kalp merkezi nihayet uyanır.
Birlik ve Hizmet Üzerine DüÅŸünmek
​Balık burcu birliÄŸin burcudur ve her ne kadar bunu günlük dış yaÅŸamımızda görmesek de, ruhsal alemlerde Spirit ve Ruh arasında birleÅŸme (Işın 2) için bir özlem (Işın 6) kesinlikle gerçekleÅŸmektedir. Bu Balık burcunun amacıdır, ancak bunun bilgisi ve etkilerini hissetme yeteneÄŸimiz hala zihinsel yeteneklerimizin ötesindedir. Balık burcu su, Koç burcu ise ateÅŸtir. Su karıştırır ve ateÅŸ yaratır. Bu iki elementin Balık ve Koç ÅŸeklinde birleÅŸmesi her zaman daha büyük bir gerçekliÄŸin ortaya çıkabilmesi için bir gerçekliÄŸin sona ermesi anlamına gelir. Balık burcunun yönetici gezegeni Neptün, maddi düzlemde yaratılan yanılsamaları çözmektedir. Balık burcunun Ruh yöneticisi Plüton, Ruhu ve ruhsal irademizi özgürleÅŸtiriyor ve bize hangi form(lar)a veya prensip(ler)e hizmet etmek istediÄŸimizi soruyor. Balık ayı boyunca, bunlar yeni yıla hazırlık için üzerinde düÅŸünülmesi gereken sorulardır, çünkü iki balık hizmet yoluyla özgürleÅŸir.
​DK'nın ÖÄŸrencileri Çalışma Grubu
​Bu makale ezoterik düÅŸünce kavramlarını öÄŸrenmek isteyen öÄŸrencilere adanmıştır. Buna "DK'nın ÖÄŸrencileri Çalışma Grubu" dememiz biraz ÅŸaka yolludur ve bazılarınız neden bu baÅŸlığı seçtiÄŸimizi anlayacaktır. "DK" Tibetli Djwhal Khul'un, Alice A. Bailey aracılığıyla yazan ve gelecek bin yıla hazırlık olarak çalışılmak üzere yirmi dört cilt ezoterik düÅŸünce üreten Üstadın baÅŸ harfleridir. DK'nın 1931'den 1943'e kadar ÅŸahsen eÄŸittiÄŸi bir grup öÄŸrencisi vardı. Birlikte yaptıkları çalışmanın içeriÄŸi Alice Bailey'nin Yeni ÇaÄŸda ÖÄŸrencilik adlı eserinin 1. ve 2. ciltlerinde yer almaktadır. DK'nın çalışmasının temel amacı, insanlığa HiyerarÅŸi ya da Işığın KardeÅŸleri olarak ve yüzyıllar boyunca insanlığa Kadim Bilgelik öÄŸretileri olarak adlandırılan ve zihni istikrarlı bir ÅŸekilde geliÅŸtirmek için gereken evrimsel ilkeleri sunan bir grup olduÄŸunu bildirmekti. ÇaÄŸlar boyunca Kadim Gizemlerde eÄŸitilmeye hazır ve istekli olan her birey en sonunda bir öÄŸrenci olarak adlandırılır. Bu çalışmaları iÅŸte bu amaç ve hizmet duygusuyla sunuyoruz. Alice Bailey/Djwhal Khul kitapları baskıdadır Lucis Publishing Company aracılığıyla temin edilebilir.
​Elementler
​"Yer boÅŸtu, yeryüzü ÅŸekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı. Tanrı’nın Ruhu suların üzerinde hareket ediyordu." (Genesis 1:2)
​Toprak, hava, ateÅŸ ve su elementlerinin ne anlama geldiÄŸinin daha derin önemini anlamadıkça, yukarıdaki pasaj güzel bir TORA ayetinden baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir. YaÅŸamlarımızdaki anlam arayışımızda ve varoluÅŸumuzun amacına yönelik arayışımızda, Yaratılış eylemiyle baÅŸlamalı ve formülünü parçalarına ayırmalıyız. Atomdan evrene kadar var olan her ÅŸey, biçimsiz olanın biçim kazandığı ve sonsuz (sınırsız) olanın sonlu (görülebilir, ölçülebilir) hale gelerek zaman ve uzaya indiÄŸi bir sürecin sonucudur. Yaratılış sırasında Tanrı'nın birleÅŸik alanından meydana gelen ilk yayılmalar ateÅŸ (+) ve su (-) elementleri ve bunlara karşılık gelen elektriksel kutuplardır.
​​
Yukarıdaki pasajı simyasal olarak Tanrı'nın eril (Baba) ve diÅŸil (Anne) güçlerinin, maddesel olarak tezahür ettiklerinde sırasıyla ateÅŸ ve su elementleri haline gelen ilkeler olarak etkileÅŸimi anlaşılabilir. DoÄŸası gereÄŸi pozitif olan ateÅŸ-sis, doÄŸası gereÄŸi negatif olan ÅŸekilsiz suların yüzünde hareket etmiÅŸ ve böylece insanlığı ve Dünya'nın tüm krallıklarını tezahür ettiren biçimlendirici çalışmayı baÅŸlatmıştır. Elementleri, nereden geldiklerini ve önemlerini daha fazla tanımlamak için, bunların yaratıcı ilkenin tezahür etmiÅŸ (form verilmiÅŸ) elementlere çökeltileri veya birincil güçleri olduÄŸunu ve onlar olmadan evrenin formunun var olamayacağını anlamalıyız. İncelediÄŸimizde yaratıcı süreç dışa ve aÅŸağıya doÄŸru uzandıkça (Spiritin maddeye doÄŸru bu aÅŸağı yönlü hareketine evrim denir), ateÅŸ, su, hava ve toprak olarak bildiÄŸimiz elementlerin fiziksel ifadesini aldığını görürüz.
​​
Ezoterik literatürde "Dört Yazıcı Melek" olarak anılan bu yaratıcı güçler aslında elektromanyetik radyasyonlardır (ışınlar). Astrolojik olarak, bu prensipler veya elementler dört sabit astrolojik burç olan Aslan (ateÅŸ), Kova (hava), Akrep (su) ve BoÄŸa (toprak) ile iliÅŸkilidir. Zodyak'ın bu dört Lordu ruhani özlerini feda etmiÅŸ ve elementlere dönüÅŸerek insanlığın fiziksel bedenine, Dünya'ya ve onun tüm krallıklarına canlılık kazandırmışlardır.
​​
Yaratılış Günleri
​​
İlk dört Yaratılış Gününün çalışması, kendilerini ateÅŸ, su, hava ve topraÄŸa dönüÅŸtüren altta yatan çökelme süreçleriyle ilgilidir. Yaratılışın İlk Gününün AteÅŸi Spirit'in saf özüyür (pozitif, eril ışıma enerjisi). İkinci Günün Havası Spirit AteÅŸinin daha ileri bir yayılımı ya da iniÅŸiydi. Bu nedenle Hava, AteÅŸ'in tamamlayıcısı olarak adlandırılır. Üçüncü Günün Suyu, insanlığın Ruhunun kendisinden oluÅŸtuÄŸu Ruhun negatif (alıcı) ya da diÅŸil gücüydü. Dördüncü Günün Toprağı, Su prensibinin yoÄŸun bir tezahüre indirgenmesi yoluyla var olmuÅŸtur. Bu nedenle Dünya, Suyun tamamlayıcısı olarak adlandırılır. "Gök kubbenin altındaki sular" görünen evrene; "gök kubbenin üstündeki sular" ise görünmeyen ruhani alemlere iÅŸaret eder.
​Ezoterizm bize elementlerin doÄŸasını ve yapısını anlamamızı saÄŸlar. Bize ateÅŸ, hava, su ve topraktan oluÅŸan dünyevi elementlerin aslında tüm yaratılışın altında yatan dört kozmik gücün fiziksel kılıfları olduÄŸunu öÄŸretir.
​İnsanlık, maddeye iniÅŸ ve maddeden yükseliÅŸ (Spirite geri dönüÅŸ) yoluyla ilerlerken yedi sınav ya da İnisiyasyon yaÅŸar. Bu İnisiyasyonların ilk dördü, her bireyin içindeki aynı çökeltici güçlerin veya unsurların geliÅŸimine karşılık gelir. Her İnisiyasyonla birlikte belirli güçler kazanılır ve doÄŸadaki bu elemental güçler anlaşılır ve kontrol edilir. Su elementinin gücünü anlama ve onunla çalışabilmenin bir örneÄŸi Musa'nın Kızıldeniz'i ortadan ikiye bölme yeteneÄŸidir. Her ikisi de yüksek İnisiyeler olan İsa ve Mesih görünüÅŸte "mucizeler" gerçekleÅŸtirme yeteneÄŸine sahiptir. İncil ateÅŸ, hava, su ve toprak elementlerine atıfta bulunulan mucize pasajlarıyla doludur. Dördüncü İnisiyasyonu geçen bir aday "yeni doÄŸmuÅŸ" olarak adlandırılır çünkü elementlerin anlaşılması ve kontrol edilmesiyle birlikte, içinde yeni bir güç ve hizmet yaÅŸamı doÄŸmuÅŸtur.
Balık Burcunun Işığı
​Ezoterik terimlerle Balık burcu, "yaÅŸamın ışığıdır ve maddenin karanlığını sonsuza dek sona erdirir. " Ezoterik (içsel) veya Ruh bakış açısından konuÅŸurken, kullanılan dilin, ÅŸeylerin dışsal doÄŸasına atıfta bulunmadığını anlamak önemlidir. Kullanılan dil ve açıklamalar her zaman içsel bir gerçekliÄŸe, görülmeyen, çoÄŸu zaman bilinmeyen ve zar zor algılanabilen bir gerçekliÄŸe atıfta bulunur. Dolayısıyla, yukarıdaki alıntıda ışık Ruhun ışığıdır ve maddenin karanlığı da kiÅŸiliÄŸimizi geliÅŸtirdiÄŸimiz ve Ruhun uzakta göründüÄŸü o bilinçsizlik halidir.
​Balık burcunun ışığı gerçekten de gelen Ruhun çalışmasından kiÅŸiliÄŸe akan ışık anlamına geldiÄŸinden, Ruhun gerçekte ne olduÄŸunu bir kez daha ifade etmek önemlidir. İlk olarak, Baba Tanrı'dan kaynaklanan bir kaynak vardır. Buna Spirit denir. Ve Baba Tanrı'nın Anne olarak adlandırılan kutupluluÄŸu vardır. Buna madde ya da Dünya denir. Bu iki kutbun arasında Ruh adı verilen bir ışık noktası bulunur. Ruh, Baba Tanrı ve Anne Tanrı birbirlerine ilk kez baktıklarında yaratılmıştır. Aralarında titreÅŸen sevgi frekansları o kadar güçlü titreÅŸti ki üçüncü bir enerji yaratıldı. Bu enerji çeÅŸitli isimlerle anılır: OÄŸul, Ruh, Mesih ilkesi, bilinç, beÅŸ köÅŸeli ateÅŸ yıldızı, Sophia, Gnosis, İlahi Bilgelik. Biz bu yazıda Ruh kelimesi üzerinde duracağız.
​​
Evrimsel tarihimizde Dünya'nın yaratıldığı ve İlahi Anne'nin Dünya'daki tüm yaÅŸamın annesi olarak hareket etmeyi seçtiÄŸi bir zamanda, Baba Tanrı ile Anne Tanrı arasında bir ayrılık baÅŸladı. Bu kutupluluÄŸun kökeniydi. İnsanlık Dünya'da yaÅŸamaya baÅŸladıkça, Ruhsal kökenlerimiz bir sisin içinde kaybolmaya baÅŸladıkça ve bizler fiziksel bedenlerimizin, duygularımızın ve mantıksal zihnimizin geliÅŸimine odaklandıkça, yaÅŸamlarımızı ele geçirecek ve bizi ilahi kökenlerimizle yeniden tanıştıracak bir tür sisteme ihtiyaç duyuldu. Ruhun faaliyeti, unutkanlığımız ve hatıralarımız, Ruhsal iç benliÄŸimiz ve dış fiziksel benliÄŸimiz arasında bir köprü olarak baÅŸlatıldı. Ruh (Baba) ve maddenin (Anne) yeniden birleÅŸmesi gerekiyordu.
​Bu nedenle, bir kurban eyleminde, ilahi enerji ya da bilincin bir frekansı olan Ruh kendisini Baba Tanrı'dan yarı yoÄŸun bir fiziksellik durumuna indirmiÅŸtir. Ruh'la baÄŸlantısını sürdürürken, Ruh kendisini her insanın yaÅŸamının üzerinde asılı tutar ve kiÅŸilik, Ruh'un bireye getireceÄŸi ateÅŸli ışığa dayanabilecek kadar deneyim ve güç geliÅŸtirene kadar bekler. KiÅŸilik yeterince güçlü olduÄŸunda, Ruh kendisini Baba Tanrı'dan ayırır ve bireyin yaÅŸamına ve kiÅŸiliÄŸine iner. Bu noktadan itibaren, kiÅŸilik Ruh'un etkisiyle yeni bir aydınlanmış karaktere bürünür. Bu iniÅŸ "maddenin karanlığını sonsuza dek sona erdiren yaÅŸamın ışığı" ile kastedilen ÅŸeydir. Ruhun bir bireyin yaÅŸamını aydınlatma iÅŸinde kullandığı yol için Sanskrit bir sözcük vardır. Bu kelime Antahkarana'dır. Batı dilinde buna GökkuÅŸağı Köprüsü denir. Aslında kiÅŸiliÄŸi Ruh'a baÄŸlayan ve maddenin karanlığına ışık getiren gümüÅŸi bir kordondur.
​"Her birey Ruhun sürecini aktive etme yeteneÄŸine sahiptir. Bu, geliÅŸmiÅŸ zihnin özünden ve onun aracılığıyla yapılır. Zihni geliÅŸtirmek için kiÅŸi önce bilme arzusuna sahip olmalı, Kadim Bilgelik öÄŸretilerini aktif olarak çalışmalı ve sonra da saf niyet ve aktif imgeleme yoluyla Ruhu çağırma tekniklerini kullanmalıdır. " Alice A. Bailey
​​
Mesih ya da Ruh Olarak Balık
​​
Balık burcu birleÅŸmenin burcudur. Dünya'daki yaÅŸamlarımızın ve bilincin daha da geliÅŸmesi yolculuÄŸumuzun merkezinde, her ÅŸeyin elektriksel olarak kutuplaÅŸmış olması, her birimizin içindeki ikilikten anka kuÅŸu gibi yükselip uyum, barış ya da Tanrı dediÄŸimiz birleÅŸik tutarlılık alanına ulaÅŸma mücadelesini besleyen kaosu oluÅŸturan gerilimi yaratan yönüdür. GümüÅŸ ve altın bir kordonla birbirine baÄŸlanmış iki balık olan Balık burcu, bize dualiteyi sunarken aynı zamanda Neptünyen sularında birliÄŸin coÅŸkulu bir olasılık olduÄŸu hissini de verir. Ezoterik literatürde Balık burcu birçok baÅŸka kelimenin yerine kullanılır: Mesih ilkesi, Ruh ve bilincin geliÅŸimi.
​​
Mesih, farklı tepkilere yol açan bir sözcüktür. Bazıları için 2000 yıl önce İsrail'de yaÅŸamış, bir dağın tepesindeki çarmıha gerilmiÅŸ, çivilenmiÅŸ ve asılmış, ölümü sırasında gök gürültüsü ve ÅŸimÅŸeklerle sarılmış bir kiÅŸinin zihinsel bir imgesi vardır. DiÄŸerleri ise Mesih diye bir kiÅŸinin var olduÄŸuna/olabileceÄŸine dair alaycı bir inançsızlıkla karşılık vermektedir. Üçüncü bir yanıt ise; genellikle yoldan çıkmış Hıristiyanlar; söze tamamen sırt çevirmektir. Her bir yanıt, insanlığın dini geliÅŸiminde belirli bir aÅŸamayı ön plana çıkarması açısından geçerlidir. Ancak bu yanıtlar Mesih ilkesi dediÄŸimiz ÅŸeyin biçimini, iÅŸlevini ve amacını açıklamamaktadır.
​
Ve son olarak, Mesih Tanrı'nın ikinci yönüdür. Uzun zaman önce, Baba Tanrı Kendisini tanımaya baÅŸladığında, dışarı baktı ve Kendisinin bir yansımasını gördü. Bu yansımaya Anne adını verdi. Aralarındaki sevgi büyüdü ve Baba ile Anne arasında titreÅŸen sevginin faaliyeti, aralarında titreÅŸen bir güç yarattı. Bu sevgiye OÄŸul (GüneÅŸ) adı verildi. Mesih, Baba Tanrı ile Anne Tanrı arasındaki aracı yöndür ve Mesih, Tanrı'nın üç yönünden oluÅŸan üçgeni ya da üçlemeyi tamamlar.
​​
Koç Burcunun Zihni
​​
Baharın ilk iÅŸaretleri Koç burcunda ortaya çıkar çünkü Koç burcunda yeni bir yaÅŸam döngüsü baÅŸlar. Koç burcu temelde zihinsel bir burçtur çünkü var olan her ÅŸeyin ilk dürtüsü bir fikirle baÅŸlar. Bu nedenle tüm fikirler Koç burcuyla baÅŸlar ve bir fikir birliÄŸi olma isteÄŸi ya da biçim alan ruhsal bir dürtüdür. Koç burcunda bir fikrin tohumu baÅŸlatılır ve biçim alma faaliyeti gerçekleÅŸir. Bunun önemli olmasının nedeni, bu Koç ayı boyunca nabız gibi atan yeni yaÅŸama baktığımızda, Tanrı'nın uzun zaman önce somut bir biçim almış olan gerçek ve kökensel fikirlerini görüyor olmamızdır.
​​
Bu nedenle, insanlığın Tanrı'nın Zihninde bir fikir olarak ilk kez Koç burcunda ortaya çıktığını ve özümüzde Yaratıcımızın İradesinin ateÅŸli alanlarında uyanan öncelikle zihinsel varlıklar olduÄŸumuzu kabul etmek önemlidir. Koç burcu fikirlerin doÄŸduÄŸu yer ve gerçekleÅŸtiÄŸi zaman olduÄŸundan, fikirlerin iÅŸlevini ve sürecini anlamamız önemlidir. Fikirler insanlığın kendi yarattığı bir ÅŸey deÄŸildir. Tüm fikirler Tanrı'nın Zihni'nden gelir. İnsanlığa Tanrı'nın Zihnini anlayabilmesi için zihin tohumları verilmiÅŸtir. Ancak insanlık henüz Tanrı'nın Zihni'nin gerçekliÄŸini algılayabilen zihnin o kısmının alemleri içinde iÅŸlev görmemektedir ve göremez. Tanrı'nın Zihnini anlamak için "aydınlatılmış" bir zihne sahip olmak gerekir ve aydınlatılmış zihnin ön koÅŸulu da kiÅŸilik ile Ruh arasındaki uyum ve kaynaÅŸmadır.
​
Evrende, amacı Dünya üzerindeki tüm krallıklarda evrim Planını ilerletmek olan bir İrade vardır. Bu İrade, Tanrı'nın İradesi ile uyum içinde olan mükemmelleÅŸmiÅŸ bir insanlığın arketiplerini, modellerini ya da fikirlerini yaratmıştır. Bu arketipler (archos =ilk; typos =model) gerçekliÄŸin çok yüksek ve ilahi seviyelerindeki fikirler aleminde mevcuttur. Tüm yaratılış ilk olarak bir fikir veya bir arketip olarak var olmuÅŸtur. Bu arketipler Koç burcunda tezahür etmeye çalışırlar çünkü tüm fikirler ateÅŸten bir kıvılcımdır ve Koç burcu tüm baÅŸlangıçların ateÅŸ burcudur. Yaratılan her formun (görülen veya görülmeyen) ardındaki arketip veya fikir, onun Ruhu olarak adlandırılan ÅŸeydir. Ruh, yaratılan formun mükemmelleÅŸtirilmiÅŸ fikrinin, planının veya modelinin resmini kendi içinde barındırır. Zihin prensibini evrimleÅŸtirme sürecinde, insanlık her bir form için yaratılmış olan orijinal fikir, plan ya da modelle temas kurabilmeli, onu net bir ÅŸekilde algılayabilmeli ve mükemmelliÄŸe ulaÅŸtırabilmelidir.
​​
BaÅŸka bir deyiÅŸle, her birimiz Ruhlarımızda orijinal mükemmel prototipimiz olan mükemmel bir benlik formuna veya modeline sahibiz. Bu mükemmel benlikle tanışmak ve ona dönüÅŸmek için kendimizi bilinç ve bilgide geliÅŸtirmek bizim sorumluluÄŸumuzdur. Ruhlarımızın yapısında bulunan resim bizi ileri çağırır. Hıristiyanların "Mesih'in bedeni" ya da "MesihleÅŸmek" olarak adlandırdıkları iÅŸte bu bilgidir. EÄŸer Mesih kelimesinin Ruh anlamına geldiÄŸini, Ruhun mükemmel varlık modelimizi barındırdığını, Koç burcu aracılığıyla bu benlik fikrine yaklaÅŸabileceÄŸimizi ve Merkür aracılığıyla eski benlik ile yeni benlik arasında köprü kurabileceÄŸimizi anlarsak, o zaman ilk kez benliÄŸin evriminin gizemini çözebilecek kadim bilgelik anahtarlarına sahip oluruz.
​KiÅŸiliÄŸin Ruh ile köprü kurması ve GökkuÅŸağı Köprüsü olarak adlandırılan bir süreç, her birimizin Ruhumuzdaki kendi arketipimize ulaÅŸma becerisi aslında 2000 yıldan daha uzun bir süre önce GüneÅŸin Efendisi tarafından gerçekleÅŸtirilen DiriliÅŸ'in konusudur. Her Bahar, Koç burcu sırasında ve Merkür'ün yardımıyla, Ruhlarımızda tutulan kendi mükemmelleÅŸmiÅŸ arketiplerimiz vesilesiyle yükselebilir ve bir fedakârlık eylemiyle, daha az benliÄŸin/yolun yollarından vazgeçerek Bütünlük (Kutsallık) veya Bilgi Yoluna girebiliriz. Bunun böyle olması için bu bilgi ve istekli bir niyet eylemi gerekir. Ve böylece olur.
​​
Koç Burcunun Lordları
​AteÅŸin Efendileri (Agni) olarak bilinen bu büyük varlıklar, insanlığın gelecekteki ırkının arketipini (kalıbını) tutarlar. KiÅŸilik, Ruh ve Ruhun bir-araya gelmesi, gelecekteki uyumlu ve huzurlu bir dünyayı üretecektir. AteÅŸin Lordları ilk yaratılışımıza katılmışlardır, ancak insanlığın çoÄŸu için onların iÅŸi hala gelecekte yatmaktadır. Onların doÄŸasındaki ateÅŸler (fohat) arındırıcı ve aydınlatılmış bir bilinç üretir. Bu aydınlanma her bireyin halihazırda uyumakta olan orijinal İlahi Kıvılcımını ya da iç ateÅŸini tutuÅŸturarak, Bilinebilir Åžeylerin YaÄŸmur Bulutuna (bilgelik ve sezgi dünyası) yönelik berrak algının önündeki engeller olan yanılsamaları, zihinsel çarpıtmaları ve duygusal fügleri temizleyen yakıcı bir zemin yaratır. Bu ateÅŸler ayırt edici kiÅŸiliÄŸi, aydınlanmış bilinci ve bilincin KaynaÄŸa doÄŸru yükseliÅŸinde ya da diriliÅŸinde ihtiyaç duyulan ateÅŸli bir radyasyon güç alanını üretir.
​​
Bahar Ekinoksu: Bir DiriliÅŸ
​Ekinokslar ve gündönümleri olarak adlandırdığımız dört kutsal mevsim aralığında, Dünya'ya akan dramatik bir ışık akışı vardır. Bu iÅŸ GüneÅŸin Efendisi (Mesih) ve O'nun baÅŸ melekleri ve melekleri tarafından yapılır. Bu zamanlarda ortaya çıkan Işık, Dünya'nın fiziksel bileÅŸimi üzerinde haç ÅŸeklinde yeni bir yaÅŸam izlenimi bırakır. Kadim Gizem Okulları yeni ışığın bu ateÅŸli gelgitlerine dayanan Tapınak gözlemleri ve ritüelleri oluÅŸturmuÅŸtur. Daha az bir dereceye kadar, ayda iki kez, bu aynı ışık insanlık tarafından Yeni ve Dolunay zamanlarında deneyimlenir.
​
​Koç, YaÅŸamın Işığını (AteÅŸini) ifade eder ve bu ay boyunca bu Işık yenilenerek gezegene akmaktadır. GüneÅŸ bir kez daha Kuzey Yarımküre'ye doÄŸru yükseliyor. İnsanlık her zaman GüneÅŸ'in yolunu izlemiÅŸtir, çünkü o bizim koruyucumuz ve hayat veren ısı ve ışık kaynağımızdır. Ancak bunun içsel bir önemi vardır. Tüm doÄŸa Işığın yükseliÅŸ ve iniÅŸ yolculuÄŸuna katılır. Mevsimlerin temsil ettiÄŸi ÅŸey budur. Paskalya, Dünya krallıklarının yaÅŸamında GüneÅŸ'in (YaÅŸamın Koç Işığı'nın kendisi) yükseliÅŸinin ve her insanın içindeki iç ateÅŸin yükseliÅŸinin öyküsüdür. Karanlıktan eninde sonunda Işığa çıkacağız. Koç bize Yolu gösterir.
​
​Koç burcunun bu bahar döneminde, yaÅŸamın kendisi yükselmekte ya da dini bir terim kullanmak gerekirse, dirilmektedir. Bu, bitkilerin ve aÄŸaçların tomurcuklanmasında, hayvanlar aleminde ortaya çıkan yeni yaÅŸamda ve havadaki yeni sıcaklığa, kokuya ve renge sevinçle karşılık veren insanlığın kalbinde görülebilir.
​
​DeÄŸiÅŸen mevsimler bizi Ruhumuzun amacı ve Planı ile daha yakın bir iliÅŸki içine sokar. Daha uyumlu ve iÅŸimizi daha iyi baÅŸarabilir hale geliriz. Tüm doÄŸa gözlerimizin önünde geliÅŸen bir dramdır ve içimizdeki Ruh'un Kutsallık Yolunda yürümeye çalışmasının bir alegorisidir. Her yıl yeni bir Bahar mevsiminin yaÅŸanması bize içimizde daima yenilendiÄŸimizi, bilinçte daima yükseldiÄŸimizi ve ne yaparsak yapalım yolumuzun daima Ruh'a doÄŸru bir diriliÅŸ olduÄŸunu bildirir. Bu DoÄŸanın Yasasıdır.
​Koç Burcunun AteÅŸi ve Işığı
​​
Koç burcu Dünya'ya elektrikli bir ateÅŸ düÅŸürür. Elektrik ateÅŸi Tanrı'nın ısı yaratan yönüdür ve yakıp yok edebilen bir ateÅŸtir. Koç burcu baÅŸlatıcı burç olarak her bireyi Dünya deneyimi yoluna çağırır. Koç burcunun kiÅŸilik yöneticisi Mars ile deneyimlediÄŸimiz ÅŸey meydan okuma, savaÅŸ, çekiÅŸme ve çatışma ateÅŸidir. Bunlar kiÅŸilik yaÅŸamının temel taÅŸlarıdır. KiÅŸilik tam olarak geliÅŸtiÄŸinde, önceki yaÅŸam biçimimiz ateÅŸe verilir ve çözülür ve kiÅŸiliÄŸimiz arınması için yanan bir toprak haline gelir. Eski bir deyiÅŸ vardır; eÄŸer kiÅŸi Üstadın ayaklarının dibinde durmak istiyorsa, ayaklarının kalbin ateÅŸinde yıkanması gerekir. Bu, kiÅŸinin kiÅŸiliÄŸinin arınması gerektiÄŸini söylemenin eski bir yoludur. KiÅŸilik bir kez yanma sürecinden geçtikten sonra, daha yüksek gerçekliklere dair bir vizyon kendini gösterir. Bu aydınlanmış zihnin ateÅŸidir. SavaÅŸan kiÅŸiliÄŸin ateÅŸi kendini zihinde bir aleve dönüÅŸtürür. Her ikisi de Koç ateÅŸidir. Ancak biri deneyim ateÅŸi, diÄŸeri ise bilgi ateÅŸidir. İnsanlık Planı Mars enerjisi (savaÅŸ, çekiÅŸme, ayrılık) ile deÄŸil, Merkür enerjisi (bilgi, Zihin, birleÅŸme) ile ÅŸekillendirilmiÅŸtir. Böylece zihinsel yetileri geliÅŸtirmek bizi evrimsel olarak ilerletir, çünkü bunlar insanlığın içinden çıktığı Tanrı'nın Zihni ile aynı model ve prototiptir.
Merkür, Tanrıların Habercisi
​Koç burcu üç gezegenden geçer ve bunlar da Koç burcunun ateÅŸini birbirinden farklı üç bilinç düzeyine aktarır. KiÅŸiliÄŸin geliÅŸimi için Koç burcu Mars gezegeni aracılığıyla çalışır. Ruh geliÅŸimi için Koç, Tanrıların Elçisi olarak anılan Merkür gezegeni aracılığıyla alınır. Ruhsal seviyelerde Koç burcu Uranüs gezegeninin hizmetlerinden yararlanır. İnsanlık, ÅŸu anda ilgilenmemiz gereken gezegenin Merkür olduÄŸu geliÅŸim düzeyine ulaÅŸmıştır. Mars'ın enerjisini kiÅŸiliÄŸimizin geliÅŸiminde deneyimledik. Åžimdi insanlığın Ruhu uyandırılmakta, Merkür ve zihnin üç süreci uyanmaktadır. Çünkü insanlık Tanrı'yı zihin aracılığıyla bulacaktır. Mars'ın arzu seviyesi artık yeterli deÄŸildir.
​Merkür'ün eski zamanlarda birkaç farklı adı vardı; Mithra ve Hermes en eski iki tanesidir. Hermes, insanlığı majiye (nasıl yaratılacağı) ve Gizemlere (yaratılışın kendisi) baÅŸlatan ve icat eden tanrı olarak düÅŸünülmüÅŸtür. Merkür, GüneÅŸ'le hem bir hem de ona eÅŸlik eden olarak kabul edilir ve zihin ilkesinin uygulanması yoluyla Ruh'un faaliyetini yönlendiren ve uyandıran Merkür'dür. Merkür'ün körleri (Üçüncü Göz) iyileÅŸtirdiÄŸi (açtığı) ve zihinsel ve fiziksel görüÅŸü (Bilinebilir Åžeylerin YaÄŸmur Bulutunu algılayabilme) geri getirdiÄŸi söylenir. Aryanlar ya da Aklın İnsanları olarak adlandırılan insanlığın 5. ırkı Merkür'ün bakıcılığı altında doÄŸmuÅŸtur. Venüs Dünyamızın kız kardeÅŸi olarak kabul edilirken (Venüs bize aklın tohumlarını vermiÅŸtir), Merkür bize onu nasıl kullanacağımızı öÄŸreten aÄŸabeyimizdir.
​Merkür diÄŸer gezegenlerden yedi kat daha fazla ışık alır (GüneÅŸ'e çok yakın olduÄŸu için) ve rengi sarı/altındır. Merkür aynı zamanda Budhi (dördüncü düzlem bilinci; sezgisel zihin) olarak da adlandırılır, saÄŸ gözümüzü temsil eder ve bilgeliÄŸimizin ve aydınlanmamızın yaratıcısı ve baÅŸlatıcısıdır. Merkür, İlahi Bilimlerin (Kadim Bilgelik Gizemleri) yeniden uyanışından sorumludur. Tanrıların Elçisi olarak Merkür'ün gezegendeki gücü insanlık için bir bilgi krizine yol açar. İlk baÅŸta (Merkür meraklıdır) dünyevi ÅŸeylerin bilgisini ararız. Daha sonra tanrısallığın bilgisini ararız. Tüm bilgi, bir önceki bilme düzeyinin yok olduÄŸu ve yeni bilgi düzeyinin onun yerini aldığı bir krizdir.
​İnsanlığın kaderi, akıl ilkesi aracılığıyla, tanrısallığı kendisine ifÅŸa etmektir. Bunun tersi söz konusu deÄŸildir: İlahiyat kendisini insanlığa ifÅŸa etmez. Merkür'ün ve onun aracı olan zihnin üç seviyesinin iÅŸlevi bunu kendisi için yapmaktır. Bu da Koç burcunun alanına girer. Merkür, kaostan sonra uyumu yaratan ışın olan Işın 4'ün enerjilerini alır (bilgi cehaletten sonra gelir). Işın 4 aynı zamanda insanlığın ışınıdır. Işın 4 ile çalışan Merkür, her bireyi gerçekleri aramaya ve toplamaya, alt ve daha sonra soyut ve sembolik zihinleri inÅŸa etmeye ve sonunda yaÅŸamın gizemlerini tanımlamaya ve idrak etmeye etkiler ve iter. Koç burcu yaÅŸamın Tanrı'nın Zihninde bir fikir olarak baÅŸladığı burç olduÄŸuna göre, zihinsel yetilerin gezegeni olan Merkür'ün Koç burcuyla birlikte çalışarak bilginin kurucusu ve açığa çıkarıcısı olduÄŸu sonucu çıkar... ki eskiler bunu her zaman biliyorlardı.
​İsa'nın Dirilişi
​Mesih'in DiriliÅŸi ya da Paskalya'nın Gerçek Hikayesi: Mesih'in (GüneÅŸ'in ve GüneÅŸ'in Efendisi) yaÅŸamından, çarmıha gerilmesinden ve ölümünden sonra mezardan özel olarak DiriliÅŸi ruhsal açıdan önemliydi çünkü O'nun bedenlenmesinden önce insanlık karanlık bir durumdaydı. Yani, baÅŸlangıçta yaratıldığımız İlahi YaÅŸam Kıvılcımı içimizde yanmıyordu (mevcut deÄŸildi) ve evrimimiz, baÅŸlangıçta yapmak için yaratıldığımız Ruh'a doÄŸru yukarı doÄŸru deÄŸil, aÅŸağı doÄŸru spiral çiziyordu. Bu aÅŸağıya doÄŸru yayılma HiyerarÅŸi tarafından acil bir durum olarak deÄŸerlendirildi ve Dünya Gezegenimizin Gözetmenleri tarafından düzenlenen bir konferansta GüneÅŸin Efendisinin (konumuna Mesih denir) üç yıl boyunca Dünya alanına girmesine ve insanlığın kalplerini ve zihinlerini yeniden aydınlatmak için YaÅŸam Işığını beraberinde getirmesine karar verildi.
​O'nun "mezarda" olduÄŸu düÅŸünülen üç gün, Işığın Dünya'nın çekirdeÄŸine yerleÅŸtirildiÄŸi bir zamandı; bu ÅŸekilde, mineral, bitki ve hayvan krallıkları da Işığa eriÅŸebilir ve yukarı doÄŸru ilerleyen özel evrimlerine devam edebilirlerdi. Bu aracılık olmasaydı, Dünya ve tüm krallıkları eninde sonunda parçalanacaktı. Mesih'in "Ben Baba'dan geliyorum" ifadesi, GüneÅŸ'in yayılan, yansıtılan, yaÅŸam veren Işığından geldiÄŸi anlamına geliyordu. Bu nedenle O, OÄŸul olarak kabul edildi.
​​
DK'nın ÖÄŸrencileri Çalışma Grubu Meditasyonu
​​
Ezoterik eÄŸitimde arayıcıya aydınlanmaya zihnin eÄŸitilmesiyle ulaşılacağı çok açık bir ÅŸekilde anlatılır ve bilimsel bir meditasyon ÅŸekli sunulur. Zihni eÄŸitmenin amacı, Ruhun bilinci açma yeteneÄŸine sahip olduÄŸu anlayışıyla benliÄŸin içindeki Ruh veçhesiyle özdeÅŸleÅŸmektir. Bu aslında Ruh'un amacının bir parçasıdır. Bu tür meditasyonda zihin dünyayı gözlemlemek için bir araç olarak kullanılır. KiÅŸi olguları merakla ve bu olguların kendilerini açığa çıkarması niyetiyle gözlemlediÄŸinde, zihnin gözlemleyen gözü aydınlanmayı saÄŸlayan bir araç haline gelir. BoÄŸa burcu, arzu ve isteklerin ötesinde, aydınlanmaya ulaÅŸma yeteneÄŸini ifade eden burçtur. Bu nedenle, BoÄŸa burcu zamanında bilimsel meditasyonun bu yolunun ve açıklamasının verilmesi uygundur.
​Meditasyonda BeÅŸ AÅŸama Ezoterik veya bilimsel meditasyon bireyi duygular aleminden çıkarıp daha saÄŸlam bilgi düzlemine taşır. Aynı zamanda bilinçli ruhsallığın ve daha sonra sezgisel aydınlanmanın istikrarlı, saÄŸlam ve dengeli bir ÅŸekilde yükselmesini saÄŸlar. Ciddi olarak ilgilendiÄŸimiz materyalleri (kitaplar, araÅŸtırmalar, vb.) derinlemesine ve odaklanmış bir ÅŸekilde incelemenin ilk üç adımı baÅŸarmamıza yardımcı olduÄŸunu ve son ikisinin de bunun bir sonucu olarak ortaya çıktığını gördük. Meditasyondaki beÅŸ aÅŸama ÅŸunlardır:
-
​Konsantrasyon, bilinçli zihnin tek bir nesneye, düÅŸünceye vb. odaklanması. Buna çalışma, yaratıcı sanatlar, okuma, araÅŸtırma dahildir.
-
Dikkati tek bir yöne odaklamak ve zihni istenen tek bir fikir üzerinde tutmak.
-
Tefekkür. Bu, zihnin sessiz bir durumda tutulduÄŸu bir Ruh faaliyetidir.
-
Aydınlanma, önceki üç sürecin bir sonucudur. Bu, sezgisel olandan beyne (mantıksal zihne) inen kayıtlı bir bilme durumunu, elde edilen bilginin bilincini içerir.
-
İlham, aydınlanmanın sonucudur ve bir hizmet yaÅŸamında kendini gösterir. Meditasyonun bu beÅŸ aÅŸaması Ruh ile birliÄŸe ve Tanrısallığın doÄŸrudan bilgisine götürür.​
Boğa Burcunun Lordları
Tahtlar olarak adlandırılan bu yüce hiyerarÅŸi, insanlığın ve formdaki her ÅŸeyin kozmik planını sabit bir ÅŸekilde elinde tutan baÅŸmeleklerden oluÅŸan bir gruptur. Gücü genellikle gizli olan Taurean boÄŸası gibi, bu Lordlar da yüce bir güce sahiptir ve arzu doÄŸamız aracılığıyla onların özüyle temas kurabiliriz. Arzu, fiziksel ve duygusal alanlarımızı harekete geçirmek için kullanılan niteliktir ve tüm güneÅŸ sistemimiz Tanrı'nın arzusunun sulu okyanuslarında yıkanır.
​Formun ardındaki kalıplardan sorumlu Lordlar olarak bu hiyerarÅŸi, güneÅŸ sistemimizi Mi bemol anahtar notasına dayanan bir müzik diliyle ÅŸekillendirir. Formun arketipsel kalıbını içeren ve BoÄŸa burcu zodyaktaki ikinci evrimsel burç olduÄŸu için, BoÄŸa burcunun lordları doÄŸum öncesi yaÅŸamın ikinci ayında annenin içinde kendi anahtar notalarını seslendirerek, uzayda sınırlı yaÅŸamın baÅŸlangıcı olan form kalıplarının ilk izdüÅŸümü olan ensouling egonun formunu üretirler. BoÄŸa burcu boÄŸazı yönettiÄŸi için, BoÄŸa'nın Lordları da bu ikinci ay boyunca boÄŸaz merkezinin imgesini yayarlar. BoÄŸazın ruhani bir etkisi fetüse yansıtılır. BoÄŸaz merkezi, insanlıkta yaratıcı gücün merkezidir ve birçok reenkarnasyonel yolculuktan sonra, gırtlakta Işık Gülü olarak adlandırılan ÅŸey haline gelmeye mahkumdur.
​​
Yedi sistemden biri olan özel güneÅŸ sistemimiz içinde insanlığın devam eden bugünkü yaÅŸamında, Tanrı'nın gücünü, İlahi Yasasını ve yargılarını ortaya döken bu meleksi varlıklar 1. Işın (Baba Tanrı'nın İradesi ve Gücü) ile iliÅŸkilidir. Karmanın Efendileri (Sanskrit'te Lipikalar olarak adlandırılırlar) ile birlikte yaptıkları yönlendirici çalışmalarla Tahtlar insanlığa dürüstlük, hakkaniyet ve adaletle hükmetmenin gerekliliÄŸini öÄŸretirler. Kral Süleyman bunları biliyor olmalıydı.
​​
Åžambala'dan Gelen Işık Gücü
​Terimlerin açıklanması: Åžambala bir güç alanı, bir bilinç düzlemi ya da farkındalık boyutudur ve burası "Tanrı'nın İradesinin BilindiÄŸi" yerdir ve Gezegenin Gözcülerinin esas olarak eterik formda ikamet ettikleri yerdir. Åžambala'nın yöneticisi, Venüs'ten gelen Vekil ve Åžambala'nın başı olan Sanat Kumara'dır. 18 milyon yıl önce Dünya'ya gelmiÅŸ ve üç yöneticisiyle birlikte (üç buda olarak adlandırılır) ilk insanlığın zihin fonksiyonlarını aktive etmiÅŸtir. Bu zihinsel aktivasyonun ardından Venüs'ten gelen bu dört temsilci Dünya'da kalmayı ve zihinsel faaliyetlerimizin geliÅŸimini denetlemeyi seçmiÅŸtir. Tarihimizde, insanlığın aÅŸamalı olarak evrimleÅŸmek için yoÄŸunlaÅŸma artışına ihtiyaç duyduÄŸu zamanlarda, bu güçleri harekete geçiren Sanat Kumara olmuÅŸtur. 1900'lerin başında Sanat Kumara ve Åžambala güçleri insanlığı Tanrı'nın İradesi adı verilen yeni bir güç alanıyla doldurdu. Bu, Büyük Ayı'daki 1. Işın'da bulunan güçle aynıdır.
​İnsanlıktaki yüksek ruhani ilkeleri harekete geçirmek ve her bireyde Planı bilmek ve ona hizmet etmek için daha aktif bir istek uyandırmak amacıyla, bu yüzyılın baÅŸlarında Dünya'ya yeni ve güçlü bir ışık ışını salındı. Sanat Kumara'dan kaynaklanan ve BoÄŸa'nın gözü olarak bilinen kırmızı yıldız Aldebaran'dan yayılan Işın 1'in (Tanrı'nın, Baba'nın İradesi ve Gücü. İnsanlık için bu evrimleÅŸme iradesidir) gücünün her bireyi Büyükayı'dan "vizyon dağına ve inisiyasyona" (ruhsal dönüÅŸüme) getirmesi planlanmıştı (ve hala planlanmaktadır).
​İradenin insanlığı kasıp kavuran bu hayati yeni gücünün birkaç ilginç sonucu oldu ve bunlardan biri de beklenmedikti. Yeni bir düÅŸünce gücü Tanrı'nın Zihninden yayıldıktan sonra, insanlığın ÅŸu anda ikamet ettiÄŸi Dünya'nın fiziksel alanına çökmesi için, bu Tanrı düÅŸüncesi duygusal seviyelerimiz tarafından emilir ve etkilenir. İlk baÅŸta, İrade adı verilen bu Tanrı gücü duygusal bedenlerimize girdiÄŸinde, arzu bedenlerimiz harekete geçmek için yeni bir özgürlük ve güç deneyimledi. Ancak gücün uygun kullanımları konusunda önceden eÄŸitim almadığımız ve arzu bedenlerimiz henüz olgunlaÅŸmadığı için, Tanrı'nın İradesi gücünün büyük ölçüde çarpıtıldığı ortaya çıktı. Küçük bir grup birey bu İrade gücünü anlama ve Amaca ve Plana daha iyi hizmet etmek için kullanma yeteneÄŸine sahipken, insanlığın büyük bir kısmı kendi gücünü arayarak ve gücü baÅŸkalarını kontrol etmek için kullanarak karşılık verdi. Böylece insanlık denen yaÅŸam biriminde Tanrı'nın İradesine uygun yanıt açısından bir ikilik meydana geldi ve bunun sonucunda da ihtiÅŸamlar ortaya çıktı.
​Cazibe, ideallerin çarpıtılmasını ifade eden ezoterik bir terimdir. Cazibenin etkileri çok sayıda ve geniÅŸ kapsamlıdır. Zihinler kapanır; ayrıştırıcı düÅŸünce ortaya çıkar; insanlar korku ya da baskı içinde yaÅŸar; azınlığın iradesini çoÄŸa dayattığı sistemler yaratılır; bireyler zaman, yaratıcılık ya da ifade özgürlüÄŸüne sahip olmaz; ekonomik sistem dengesizleÅŸir ve grubun yaÅŸamına deÄŸer verilmez. YaÅŸam artık yapıcı olmadığında ve yaÅŸama sanatı artık uygulanamadığında, bir hükümet kendi iradesini insanlara dayattığında, insanlık insan yapımı bir durumun (varlığın) tutsağı haline gelir.
​Cazibeler Tanrı'nın İradesinden uzaklaÅŸmayı ve bu iradenin çarpıtılmasını sembolize eder. Ruh'un planı ve Dini'nin amacı insanlığın özgürlük vizyonlarına ve olanaklarına sahip olması ve sentezi deneyimlemesidir. Bu özgürlüÄŸe, vizyona ve nihai senteze ulaÅŸmak için, kiÅŸi belirli bir aydınlanma seviyesine ulaÅŸmalıdır, çünkü aydınlanma cazibenin antitezidir. İşte bu nedenle, aydınlanmanın burcu olan BoÄŸa, insanlığın ortaya çıkan yaÅŸamlarında öne çıkmaktadır ve çıkacaktır. Çünkü BoÄŸa, yöneticileri Venüs ve Vulcan ile birlikte, yapıcı ve uyumlu bir yaÅŸam için gerekli araçları (düÅŸünen zihni) oluÅŸturan burçtur.
​​
Kutsal Geometri ve Wesak Sembolleri
​​
Bir yanda Buda (bilgelik öÄŸretmeni), Mesih (sevgi öÄŸretmeni), HiyerarÅŸi (insanlığın gözetmenleri) ve ırkımızın önceki tüm öÄŸretmenleri tarafından BoÄŸa Dolunayı veya Wesak (Mayıs) Festivali sırasında yapılan geometrik oluÅŸumlar yer almaktadır. Hareket yoluyla yaratılan yedi sembol vardır ve hepsi de kutsal anlamlar içerir. Bu oluÅŸumlar tarafından yaratılan enerjiler, kozmik varlıkların enerjilerini burada Dünya'da kullanmak üzere aÅŸağıya indiren kanallar üretir. Bu enerjiler gezegenimizi kutsar ve Koç burcunun ateÅŸini dengeler. Wesak Festivali günümüzün bir olayıdır ve tüm ruhani krallıklar tarafından ve onların içinde gerçekleÅŸtirilir. Sevgi ve bilgelik (Büyük Ayı'dan gelen 2. Işın enerjileri) Buda ve Mesih'in varlığı aracılığıyla temas edilen ve alınan baÅŸlıca enerjilerdir. Geometrik oluÅŸumların merkezine bir kase su yerleÅŸtirilir. Su, onu ve katılan herkesi derin bir ruhani güçle yükleyen Buda tarafından kutsandıktan sonra, bilgelik enerjisini insanlığa dağıtır. Buddhik enerjileri henüz alamadığımız için, Mesih devreye girer ve insanlık için onları alır ve orada bulunanlara dağıtır. Bu enerjiler ayrıca Haziran ayındaki İnsanlığın Dolunayına (İyi Niyet Festivali ve Dünya ÇaÄŸrısı Günü) kadar tam güçte tutulur ve o zaman bir kez daha dağıtılır.
​Törene katılma arzusu, isteÄŸi, bilgisi ve niyeti olan her birey davetlidir. Alınan kutsamalar, bu enerjiyi almaya ve bir sonraki Dolunay'a kadar muhafaza etmeye hazır olmamıza dayanmaktadır. Bu tören sırasında temas edilen BoÄŸa enerjisi bize duyularımızı güzelliÄŸe uyandırmamızı ve yaÅŸamlarımızda aydınlanmayı ortaya çıkarmak için tensel arzu doÄŸamızı uyumlu hale getirmemizi hatırlatır.
​Ray 4 ve Yaşam Sanatı
​Büyük Ayı'daki 4. Işının enerjisini alan ve dağıtan burç olan BoÄŸa'da bir ikilik bulunur. İlk baÅŸta BoÄŸa bize her türlü arzuyu saÄŸlar; rahatlık, mal mülk, çok para ve büyük baÅŸarı arzusu. Sonra BoÄŸa burcu bize tüm bu arzulara ulaÅŸmak için istek, sebat ve sabır saÄŸlar. Yaratıcılığımızla pek ilgisi olmayan ve hayattan zevk almaya zaman bırakmayan para kazanma iÅŸlerinde uzun saatler boyunca evden uzakta çalışırız. Ancak, bu büyük arzular ve istekler hayatımızda en çok odaklandığımız ÅŸeylerdir; en azından bir süreliÄŸine.
​Öyle bir zaman gelir ki, iÅŸten uzak bir hayatımız olmadığını fark ederiz ve belki de günlük ve yaÅŸamsal ihtiyaçlarımızın yaptığımız iÅŸten ayrı olduÄŸu bir hayatın artık amacına hizmet etmediÄŸini anlarız. Kendimizi zamanımızdan daha fazlasını yaparken buluruz, iÅŸimiz artık dört gözle beklediÄŸimiz bir ÅŸey deÄŸildir ve çocuklar, ev idaresi ve çoÄŸu zevk ihmal edilmektedir. UmutsuzluÄŸa kapıldığımızda, yaÅŸamlarımızda bir ikilik olduÄŸunu ve programımız (ya da iÅŸimiz veya ekonomik durumumuz) aynı ÅŸekilde devam ederse, denge için çok az umut olduÄŸunu ya da hiç olmadığını fark ederiz.
​​
Bu, ÅŸu anda gezegende iÅŸimizin ihtiyaçlarımızdan ayrıldığını ve artık günlük yaÅŸamlarımıza yakından baÄŸlı veya yaratıcı bir ÅŸekilde dahil olmadığımızı hisseden çoÄŸumuz için tanıdık bir nakarat. Ne yapıcı ne de yaratıcı bir yaÅŸam sürdüÄŸümüzün ve bu yaÅŸamın parçalanıp ikiye bölündüÄŸünün giderek daha fazla farkına varıyoruz.
​​
YaÅŸamlarımızdaki bu dualitenin farkındalığı bize Ruh düzeyinde önemli bilgiler saÄŸlar. YaÅŸamlarımızdaki ikiliklere iliÅŸkin içgörünün aslında yalnızca bir ÅŸeylerin deÄŸiÅŸmesi gerektiÄŸine dair bir farkındalık olmadığını, aynı zamanda bunu bize geliÅŸimimizde önemli bir yardımcı olarak iletenin de Ruh olduÄŸunu anlamalıyız.
​BoÄŸa ve 4. Işın ilginç arketipsel güçlerdir. BoÄŸa bizi istikrarın içine çekerken, aslında kendimizi (ilk baÅŸta) dualitenin içinde buluruz. Ve Işın 4 yaÅŸama sanatıyla ilgili olsa da, yol boyunca bize gerçekten muazzam miktarda gerilim, kaos ve rahatsızlık verir. Bunun nedeni nedir? YaÅŸam sürekli olarak evrimleÅŸmek ister. YaÅŸam ayrıca birçok (kırk dokuz) farklı gerçeklik düzeyinden oluÅŸur. Bu gerçeklik seviyelerinden biri de duygusal alandır, arzunun ikamet ettiÄŸi yerdir ve cazibe (çarpıtma) bunun sonucudur. BoÄŸa burcu arzuları geliÅŸtirmemize yardımcı olsa da, bunlar her zaman duygusal olarak çarpıtılmış olarak sonuçlanır. Ancak, madde içindeki Ruhlar olarak bu âlemleri deneyimlemeli ve Ruhun yardımıyla bunlardan çıkmalıyız. Ve bunu Taurean aydınlanma süreçleriyle ve geliÅŸimin bir sonraki seviyesine geçmek için irademizi (içselliÄŸimizi) çağırarak yapmalıyız. Bizi sürekli yukarı doÄŸru iten gerilimi yaratan 4. Işın'dır.
​Dualiteyi deneyimledikten sonra, Işın 4 ve BoÄŸa burcunun bize gerçekten sorduÄŸu sorular ÅŸunlardır: Yapıcı yaÅŸamı ne temsil eder? Bir grubun, bir kasabanın, bir ÅŸehrin, bir ulusun ya da bir dünyanın uyumlu ve yapıcı bir yaÅŸama ulaÅŸmasını saÄŸlayan araçlar nelerdir? Bunu baÅŸarmak için hangi araçların oluÅŸturulması gerekir? Ve ne tür insanlar, düÅŸünce süreçleri ve inanç sistemleri, çalışmanın günlük yaÅŸamdan ayrı tutulmadığı ve özgürlüÄŸün, yaratıcılığın ve iÅŸbirliÄŸinin yaÅŸamın birincil odağı olduÄŸu ve grubun her bireyin yetenekleriyle zenginleÅŸtiÄŸi bir yaÅŸamı teÅŸvik edecektir?
​Her birimiz bu sorulara kendimiz için yanıt vermeliyiz. Bunlara cevap verebilmek BoÄŸa burcunun ve 4. Işının amacıdır. Çünkü bu burç ve ışının içinde Tanrı'nın Amacı ve Planı'nın gizemi yatmaktadır. Ama size yanıtlarla ilgili küçük bir ipucu vereceÄŸim. Bunun Kova burcu ve Kova Çağı ile ilgisi vardır. Kova, benzer düÅŸünen insanların bir araya geldiÄŸi, bireyin özgürlüÄŸüne ve İlahi İradenin Amacı ve Planı ile uyum içinde yapıcı, aydınlanmış ve iÅŸbirliÄŸine dayalı bir yaÅŸam sürme sanatına dayanan toplulukları bilinçli bir ÅŸekilde oluÅŸturan grupların burcudur.
​Tüm bunları kâğıda döken ve teorileri tüm dünyada yayınlanan bir Alman sosyal filozof vardı. Ancak insanlık onun dinamik sosyal deÄŸiÅŸim teorilerini anlayamadı ve bu nedenle onları kökten çarpıttı. Bugün BoÄŸa burcunun amacını bilen astrolojik ezoterikçiler tarafından okunup incelendiÄŸinde, bu sosyal teorisyenin çalışmalarındaki daha derin düzey anlaşılacak ve bir daha asla yorumlanmayacak ya da tüm uluslara karşı baskıcı güç için bir model olarak kullanılmayacaktır. Bu yazar bir BoÄŸa burcuydu ve adı Karl Marx'tı.
​Arzu
​Arzu; özlem, istek, iÅŸtah, dürtü, bir ÅŸeye karşı duyulan yoÄŸun bir duygudur. Aspirasyon arzudan biraz daha yüksektir, ancak arzu onun temelidir. Arzu tamamen his düzeyindeyken, aspirasyon zihin ilkesinin sadece bir dokunuÅŸuyla arzudur. Arzu bir ÅŸeyi içine çekmeye çalışır; aspirasyon ise onunla birlikte nefes almaktır. Arzu, duygusal alanın hareketli bir ÅŸölenidir. Evrenin arzudan oluÅŸtuÄŸu ve içinde yaÅŸadığımız hava "okyanusunun" aslında Tanrı'nın duygusal arzu alanı olduÄŸu söylenir. Aslında arzu Ruh'tan gelen bir çekimdir ve evrimimizin temel bileÅŸenidir.
​Arzu prensibi BoÄŸa burcunda ve BoÄŸa burcu aracılığıyla baÅŸlar. Hatırlayın, BoÄŸa ilk düÅŸüncenin burcu olan Koç'u takip eder. Tanrı'nın ilk düÅŸüncesine bir ÅŸey olması gerekiyordu, bu yüzden kendini demirlemek için maddenin içine düÅŸtü ve zamanın baÅŸlangıcından beri oradaydı. Ve bizler, Tanrı'nın oÄŸulları ve kızları, "zamanın gecesinden" beri Tanrı'nın düÅŸünce-arzusunda (yaÅŸamın ilk iki ilkesi/unsuru) yaşıyoruz.
​Dolayısıyla, 18 milyon yıl sonra, arzunun ne olduÄŸunu ve Taurean etkileriyle arzuyu kullanmanın bizi Tanrı'ya giden yolda nasıl yeniden yönlendirebileceÄŸini öÄŸrenmemizin zamanı geldi. Bu ilk baÅŸta kulaÄŸa oldukça garip gelebilir, ancak arzu aslında maddenin içine gömülü bir güçtür, bizi deÄŸiÅŸmeye, kaymaya, bir ÅŸeye çekilmeye ve mevcut koÅŸulların üzerine çıkmaya iten güçlü bir itici güçtür.
​Arzunun üç aÅŸaması vardır:
-
​Olmak, sahip olmak ve ifade etmek için duyulan tutkulu dürtü;
-
Bir ÅŸeyin üzerine çıkmamıza ve özgürlüÄŸe ulaÅŸmamıza yardımcı olacak ÅŸeyi arama arzusu;
-
Åžeylerin daha yüksek bir düzeniyle iÅŸbirliÄŸi yapma iradesi (inancı).
Arzunun bu üç aÅŸaması BoÄŸa burcunun zamanına ve burcuna özgü nitelikleri sembolize eder. BoÄŸa burcu Tanrı'nın Ruhunu formun içine demirler (Koç burcu ateÅŸli düÅŸünceleri yarattıktan sonra) ve nihayet formun içine girdiÄŸinde, Tanrısallık kendini formun içinde ifade etmeyi arzular. Biz, kendini ifade etmek isteyen o yaratığız ve O da biziz.
​​
Ancak bir süre sonra arzu ikilik yaratır. Dualite insanlıkta iki zıt ÅŸeye duyulan arzu olarak ifade edilir. Yol'daki (ya da Yol'a giden) Seyyah'ın durumunda, dualite kendini ÅŸu ÅŸekilde ifade eder: "Bu güzel ÅŸey için para mı ödemek istiyorum, yoksa yoksullara ondalık verip baÅŸkalarına hizmet mi etmek istiyorum?" Bu çok basit bir dualite türüdür, ancak bu tür kutuplaÅŸmış sorular içimizde kendini gösterdiÄŸinde, dualiteyi deneyimlediÄŸimizin farkında olmak önemlidir.
​​
Ve bu iyi bir ÅŸeydir, çünkü bir süre sonra çok sayıda arzu çok sayıda ikilik (kutuplaÅŸma) yaratır ve bu da gerilimler, rahatsızlıklar ve umarım daha fazla rahatlığın olduÄŸu bir sonraki yaÅŸam seviyesine ulaÅŸma arzusu yaratır. Bunun nedeni, arzular genellikle ayırırken yaÅŸamın daima birleÅŸtirmek istemesidir. Ancak bizi birleÅŸme noktasına getirmek için arzu gerekir. Aspirasyon arzudan bir üst basamaktır. "Nefes almak" anlamına gelen ve zihin ilkesinin bir kıvılcımını içeren aspirasyon, daha çok bir ÅŸeylerin daha iyi olması, bu kadar kutuplaÅŸmış olmaması için bir umuttur. Aspirasyon birliÄŸe doÄŸru atılan bir adımdır. Karşılanmamış aspirasyonumuzla (bu bir testtir) oldukça çaresiz hale geldikten sonra, genellikle aspirasyonu sürdürme iradesini buluruz. Dışarıda daha iyi bir ÅŸeyin olduÄŸunu biliriz.
​Gerçekten arzuladığımız, istediÄŸimiz ve olmaya istekli olduÄŸumuz ÅŸey gerçekleÅŸmeden önce çoÄŸu zaman büyük bir arzu ve sebat etmek için daha da büyük bir irade(sizlik) gerekir.
​​
Arzu, istek ve iradeye iliÅŸkin resmin tamamı bu deÄŸildir. Ancak BoÄŸa burcunun bu içsel güçleri ruhani ÅŸeylere dair bilincimizi geliÅŸtirmenin bir aracı olarak saÄŸladığını söylemek yeterlidir, böylece sonunda arzu, istek ve irade yoluyla Tanrı'nın Amacı ve Planı ile iÅŸbirliÄŸi yaptığımız noktaya geleceÄŸiz. O zamana kadar, yaÅŸamanın bir sanat olduÄŸunu ve yaÅŸamın gerçekleÅŸmesi için yaÅŸamın kullandığı yapıcı araçlar olduÄŸumuzu fark etmiÅŸ oluruz. Bu BoÄŸa burcunun sırrıdır.
​Merkür, Venüs ve Dünya'nın İkizler Burcuyla İliÅŸkisi
​İkizler (Sevgi/Bilgelik Işını 2) güneÅŸ sistemimizdeki üç gezegenle doÄŸrudan çalışır. Bunlardan ilki Merkür'dür (Kaostan Uyuma 4. Işın) ve İkizler burcuna her konunun her iki tarafını da görebilen, uyumlu ve son derece meraklı doÄŸasını verir. İkizler burcunun kiÅŸilik yöneticisi olan ve Tanrıların Habercisi olarak anılan Merkür'ün oldukça kapsamlı bir görev tanımı vardır. Merkür kutuplar arasında ışık hızıyla mesajlar taşır.
​Merkür dualite ve arabuluculuk tanrısıdır ve dünyamızda sadece bilgi verici olarak deÄŸil, aynı zamanda daha yüksek (soyut, sembolik, kalıp tanımlayıcı) ve daha düÅŸük (mantıksal, analitik, kiÅŸisel ben) zihinler arasındaki baÄŸlantı bağı olarak da tezahür eder. Zihnin mantıksal ve soyut seviyeleri geliÅŸtikten sonra Merkür nihayetinde kiÅŸilik ve Ruh arasında DoÄŸru İnsan İliÅŸkileri kurar.
​ÇaÄŸlar boyunca Merkür, zamana uyması için farklı isimlerle anılmış, ancak her enkarnasyonunda aynı disiplinleri öÄŸretiyor gibi görünmüÅŸtür. Eski Mısırlılar için o, ölenleri yeraltı koridorlarında nihai yargıya hazırlayan ve götüren çakal baÅŸlı tanrı Anubis'ti. Aynı zamanda matematiksel ve mantıklı olan her ÅŸeyi öÄŸreten ve Mısır GüneÅŸ Tanrısı Ra'nın zihin prensibi olarak kabul edilen ibis baÅŸlı tanrı Thoth'tu.
​Hem Thoth hem de Anubis'in dil, astronomi, aritmetik, müzik, tıp, yasalar ve bilimi içeren tüm bilgiyi yarattıkları düÅŸünülüyordu. Yunanistan'da Merkür, bilgelik tanrısı Hermes olarak adlandırılmış ve tarihin ilerleyen dönemlerinde, M.Ö. 580 ila 500 yılları arasında Merkür, Pisagor olarak bedenlenmiÅŸ ve evrensel gizemleri açıklamak için sayıları ve geometriyi kullanan bir metafizik sistemi yaratmıştır. Merkür'ün günümüzdeki enkarnasyonunda Işın 2 Ustası Koot Humi olduÄŸu ve Dünyanın ÖÄŸretmeni olarak Mesih'in yerini alacak kiÅŸi olduÄŸu söylenir.
​İkizler burcunun birlikte çalıştığı ikinci gezegen Venüs'tür (Somut Bilgi ve Bilimin 5. Işını). Venüs Dünya'nın alter egosu ya da yüksek benliÄŸi olarak kabul edilir. Dünya ve Venüs, 18 milyon yıl önce insanlığı tamamen dönüÅŸtüren bir olay dışında, hala anlaşılamayacak kadar gizemli ÅŸekillerde birlikte çalışmışlardır. Bu olay insan zihninin harekete geçirilmesiydi. Bu olay Venüs'ün Lordları tarafından, insanlığın çaÄŸlar önce Venüs'e vermiÅŸ olduÄŸu diÅŸil Sevgi ilkesinin bir veçhesi karşılığında insanlığa bir armaÄŸan olarak gerçekleÅŸtirilmiÅŸtir.
​Milyonlarca yıl önce Dünya'ya gelen dört orijinal Venüslü hâlâ eterik formlarıyla burada bulunmaktadır. Sanat Kumara bu ekibin başıdır ve ezoterik metinlerde Günlerin Kadimi olarak adlandırılır.
​İkizler düÅŸünme, iletiÅŸim kurma, baÄŸlantı kurma ve iliÅŸki kurma burcudur. Bunlar zihin ilkeleridir. Bu nedenle İkizler burcunun Venüs ile çalışması tamamen uygundur. Unutmayın ki sadece bizden uzakta bir yerlerde bulunan gezegenlerden bahsetmiyoruz. Gezegenler içimizdeki ve dışımızdaki güçleri temsil eder. Farklı titreÅŸim seviyelerini ve farklı bilinç düzlemlerini temsil ederler. GeliÅŸimin kiÅŸilik düzeyinde Venüs çekimi, bir araya gelmeyi, kiÅŸisel aÅŸk duygularını, birleÅŸme arzusunu temsil eder. Ruh düzeyinde Venüs bize birleÅŸmenin gerçekleÅŸmesi, ayrılıkların kaynaÅŸması, zıtlıkların harmanlanması, dualitenin gerilimlerinin çözülmesi, anlayışın ve gerçek Sevginin oluÅŸması için zihnin tüm düzeylerinin harekete geçirilmesi gerektiÄŸini söyler. Bu kadim bir kuraldır.
​​
Bu da bizi İkizler burcunun ruhani yöneticisi ve kutupsal zıtlıkların kullanımının dualiteyi çözmek için bir öÄŸreti mekanizması olduÄŸu Dünya gezegenine getirir. Dünya Aktif Zekanın 3. Işınıdır. Işın 3 bizi zekâ geliÅŸtirmeye iter. Bu bizim sorumluluÄŸumuzdur. Kadim Bilgelik kuralı, zekânın ve kutupsal karşıtlıkların bilinçte birleÅŸmesinin Dünya'da evrimin gerçekleÅŸme ÅŸekli olduÄŸunu belirtir.
​Şimdilik, zekâyı ve bilgiyi ve ayrımcılığı geliÅŸtirmek için on iki burcun kutupluluklarının yarattığı gerilimlerle yaşıyoruz. Zıt burçlar arasındaki gerilim dengesini saÄŸlayan İkizler burcudur. Karşıtlıklar arasındaki iletiÅŸimi saÄŸlayan ise Merkür gezegenidir. Tüm karşıtlıklar arasında nihai uyumu, sentezi ve birleÅŸmeyi saÄŸlayan ise Venüs gezegenidir. Dünya gezegeni, güneÅŸ sisteminde bu iÅŸin yapılacağı yerdir. Madde ile birleÅŸen Ruhun bu büyük Planında (İlahi Evlilik) iÅŸ gücünü saÄŸlayan, evrende baÅŸka hiçbir ÅŸeye benzemeyen ve Yaratıcı Tanrıları Elohim tarafından lütufla bakılan yaÅŸam birimi olan insanlıktır.
​Kutupluluk ve Dualite
​İkizler tüm kutupluluklar ve ikilikler arasında arabuluculuk yapan ve bunlara sentez getiren burçtur. Kutupluluk ve ikilik genellikle aynı ÅŸey olarak düÅŸünülür fakat bir karşıtlık durumu ve aslında bu kelimelerin ince de olsa çok farklı tanımları vardır. Dualite, maddenin her zaman iki indirgenemez unsurdan oluÅŸtuÄŸunu belirten, gerçekliÄŸin doÄŸasına iliÅŸkin bir teoridir. Kutupluluk ise bir cismin zıt ya da karşıt özellikler sergilemesi durumudur. Dualite ayrılığı akla getirirken, bunun aksine kutupluluk içsel birliÄŸi ima eder.
​Büyük "zaman gecesinde", evren yaratılmadan önce, kendi etrafında dönen yalnızca Tek bir Varlık vardı. Yaratıcı bir düÅŸünce-arzu parıltısı içinde, bu Tek Varlık Kendisini geniÅŸletmeye karar verdi ve geniÅŸlemesinde Kendisinin bir yansımasını yarattı. Dolayısıyla, Bir ve İki aynı tözden olmasına raÄŸmen, Bir, Kendisini görebilmek için İki oldu.
​​
Kendisini içeren maddeyi dışarı akıtan bu Bir, kutupluluk olarak adlandırılan ÅŸeydir. Kendisinin bu yansımasına bakan Bir, gördüklerinden hoÅŸnut olmuÅŸ ve Kendisinin birçok yansımasını görebilmek için dünyaları yaratmıştır. Özünde, Tanrı'nın Zihni'nden (Baba) Tanrı'nın Maddesi (Anne) ortaya çıkmıştır. Birbirlerine bakan bu orijinal İkiden İlahi bir Sevgi yayıldı ve büyük GüneÅŸleri (oÄŸulları) ve gezegenleri (kızları/Dünya bir gezegendir) ile fiziksel evren doÄŸdu. Ruh böylece yaratıldı, içine girdi ve Kendisinin farklı bir formu haline geldi ve ÅŸimdi madde dediÄŸimiz ÅŸeydir.
​
​Tanrı'nın Kendisini gördüÄŸü bu ilk yansımadan büyük dünyalar ve güneÅŸ sistemleri doÄŸdu ve elementlerin tüm maddeleri yansıyan bu orijinal alevden meydana geldi ve büyük sular ısındı ve soÄŸudu ve kara kütleleri katılaÅŸtı, flora ve fauna geliÅŸti, yaratıklar derinliklerden ortaya çıkmaya baÅŸladı ve bakınız insanlar Yaratıcılarının suretinde ve benzerliÄŸinde yaratıldı.
​​
İlk baÅŸta, her türün çoÄŸalması tomurcuklanma süreciyle gerçekleÅŸtiriliyordu. Erkek ya da diÅŸi varlıklar arasında hiçbir ayrım yoktu, çünkü onlar birdi. Ruh gittikçe daha yoÄŸun maddeye indikçe, erkek ve diÅŸi süreçler arasında bir ayrımın meydana gelmesi uygun hale geldi. Bundan 18 milyon yıl önce, Lemurya Dönemi olarak adlandırılan bir zamanda, insan türünde geliÅŸimsel bir deÄŸiÅŸim meydana geldi ve cinsiyetler, her biri diÄŸerinin zıt özelliklerine sahip iki farklı forma ayrıldı. Bu ayrılık insanlık için gerekli bir geliÅŸim aÅŸamasıydı. Ayrılık beraberinde içsel bir birlik arayışını ve kendisinin diÄŸer yarısını aramayı getirir. İnsanlığın asıl yuvasına doÄŸru yükselmeye baÅŸlaması gerektiÄŸinden, bu diÄŸer benlik biçiminde kaybolan bir ÅŸeye duyulan özlem duygusu oluÅŸmuÅŸtur.
​​
Form dünyasında (burada Dünya'da), gerçekten Bir olan İki'nin orijinal kutupluluÄŸu, insan formlarımız erkek ya da diÅŸi olduÄŸunda daha da ayrıldı. Bu, dualite dediÄŸimiz ÅŸeyin baÅŸlangıcıydı ve birbirini anlamayan ve bilmeyen iki ÅŸeydi. Bu arada, Baba'nın orijinal AteÅŸi maddenin yoÄŸunluÄŸuna daha da derinlemesine girdikçe, bu AteÅŸ mineral, hayvan, bitki ve insan formlarında gizlendi ve örtüldü. Bu büyük ayrılık, insanlarda gerçekliÄŸin doÄŸası hakkında bir unutkanlık yarattı. İnsanlar kendi içlerinde benliÄŸin "kayıp öteki" parçası olduÄŸunu hissettikleri ÅŸeyi aramaya baÅŸladılar. Sonunda, insanlık madde içinde yaÅŸamanın yoÄŸunluÄŸunu daha fazla deneyimledikçe, gerçekliÄŸin doÄŸasına iliÅŸkin düalizm adı verilen bir psikoloji ya da dünya görüÅŸü ortaya çıktı. Bilimsel olan taraf, maddenin var olan her ÅŸey olduÄŸunu ve bilginin yalnızca ÅŸeyleri ölçen, ölçen ve sıralayan beyin aracılığıyla elde edilebileceÄŸini öne sürdü. DiÄŸer dünya görüÅŸü olan dini görüÅŸ, gerçekliÄŸin birleÅŸik bir bilinç, zihin ve ruhtan oluÅŸtuÄŸunu ve büyük bir ilk Zekâ'dan çıkan bu tür enerjilerin yaÅŸamın kaynağı olduÄŸunu ve bilginin tefekkür, dua ve ruhsal çalışma yoluyla elde edilebileceÄŸini öne sürmüÅŸtür.
​
Kadim Gizemler bize düalizmin (karşıtlıkların), iki zıt görüÅŸün sonunda birleÅŸmesi için gerilim yaratmak amacıyla Dünya'da meydana gelen ÅŸey olduÄŸunu açıklar. Ancak düalizm madde içindeki bir yapıdır ve gerçekliÄŸin içinde ya da formun ardında yatan bir ana neden deÄŸildir. KiÅŸilik yöneticisi Merkür'le birlikte çalışarak bu ayrımları görmemizi saÄŸlayan ilk kiÅŸi İkizler burcudur. Ve aynı zamanda Venüs'le olan Ruh çalışması aracılığıyla, sonunda iki dünya görüÅŸünü uyumlu hale getiren de İkizler'dir. Merkür ile İkizler bize gerçekleri verir. Venüs'le İkizler ise bize gerçeklerin kendi içlerinde bir BirliÄŸin tohumlarını saklı tuttuÄŸu bilgeliÄŸini verir. İkizler burcunun kendisi gibi bu da üzerinde düÅŸünülmesi gereken bir paradokstur.